28 Ağustos 2017 Pazartesi

Marka | Mimlendim

Merhabalar!
Çok çok sevgili, pek değerli, canım arkadaşım Elif (Bir Küçük Elif Meselesi blogunun sahibesi) beni Marka mimine davet etmişti birkaç gün önce. Ben de daha fazla vakit kaybetmeden yapıvereyim dedim. Bu arada onun yazısını okumak için buraya bir tık, please! :)
Çok fazla marka takıntım ya da marka olayım yoktur diyerek başlıyorum. Umarım beğenirsiniz. :)

-Markalar arasında favori üçlünüz hangileri?  (Sorumuz bu.:D)

1. Canon: Fotoğraf makinem yok, evet gerçekten, maalesef yok. Ama en sevdiğim fotoğraf makinesi markası Canon. Aslında sadece fotoğraf makinesi olarak değil, printer olarak da Canon'u çok beğeniyorum. Gerçekten çok kaliteli olduğunu düşünüyorum. :)

2. Primark-Atmosphere: Maalesef ki bu mağaza ve marka Türkiye'de bulunmuyor. İrlanda genel merkezli bu mağazayı Hollanda'dayken keşfetmiştim ve inanılmaz beğendim. Kendim gidemesem bile her seferinde istisnasız abimler bana oradan bir şeyler alıp geliyorlar. Hem çok çok ucuz, hem de gerçekten çok iyi ürünleri var. Giyimden, makyaj ürünlerine kadar her şeyleri var. Hatta bundan 3 yıl önce Primark'tan 1 euro'ya tshirt almışlığım var. :D

3. Starbucks: Evet sonuçta Starbucks'ta bir marka. Kahve konusunda en çok beğendiğim marka olur kendileri. Starbucks'ta içtiğim bir Americano'nun, bir Filtre Kahve'nin tadını başka hiçbir yerdeki vermiyor bence. Ayrıca Starbucks dışında hiçbir yerde Mango Passion Fruit yok ya da Berry Hibiscus, Cool Lime. Hepsini çok seviyorum. Starbucks kahve konusunda verdiğim parayı sonuna kadar hak eden bir marka. :)


Evet benden bu kadar. Çok zorlandığımı itiraf etmeliyim. Çünkü gerçekten bariz bir marka olayım yok. :/ Ama yine de çok çok severek yaptım bu mimi. Beni davet ettiği için de Caanım Elif'e kocaman teşekkürler ve kucak dolusu sevgiler...

Henüz yapmayan varsa onları da ben davet etmiş olayım. Bekliyorum. :)

25 Ağustos 2017 Cuma

Yeniden Burada! +Masa Dergi

Akıl gerçeği ararken, alışılmış biçimlerin dışına çıkarsa yolunu bulur.
-Edgar Allan Poe
Merhabalar herkese. Hepinizi öyle çok özledim ki! Neredeyse bir aydır yokum buralarda. Yazamadım hiç. İtiraf edeyim, doğru düzgün okuyamadım da...
Öylesine yoğun bir ay geçirdim ki! Elime kitap bile alamadım. :( Blog ve kendim için çok verimsizdi bu ayım. Ama her şey yavaştan yavaştan düzene girmeye başladı tekrar.
Yine kitap okumaya başladım, yine sizin birbirinden güzel yazılarınızı takip etmeye başladım, yine dergilerimle, defterlerimle meşgul olmaktayım...

Yani artık yine birlikte olabiliriz değil mi? Sizler de özlediniz mi yazılarımı? Son bir haftadır neredeyse her gün yazmayı planladım. Ama ne yazacağıma karar veremedim. Dedim en sonunda 'Bırak düşünmeyi, ne geliyorsa içinden yaz gitsin.' Öyle de yapıyorum şu an. :)

Bu ayın en şaşırtıcı ve en güzel sürprizlerinden birini de sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk sayısından beri çok severek takip ettiğim MASA DERGİsi Eylül-Ekim sayısı için İnstagram sayfasında ufak bir çekiliş düzenlemişti. Kapak konusunun kim olacağını bilen üç takipçilerine derginin yeni sayısını matbaadan çıktığı gibi yollayacaklarını söylemişlerdi. Ben de öylesine yorum yapıp, kapak konusu hakkındaki tahminimi yazmıştım. Meğersem çekilişi ben kazanmışım. Sevgili Masa Dergi Eylül-Ekim sayısını hemen gönderdi bana. Dün ulaştı elime. Ulaşır ulaşmaz da okudum hemen. Ha unutmadan kapak konusu da mucizeler hayal eden bir deha: Edgar Allan Poe. :)
Masa'nın bu sayısı benim ilgimi hayli çekti. İçinde; TRT'nin unutulmaz dizisi, çok sevdiğim Leyla ve Mecnun ile ilgili yazı, sesini çok beğendiğim sanatla harmanlanmış kültür insanı Mehmet Güreli ile röportaj, birbirinden harika yazarlardan bir o kadar harika öyküler ve anlatılar var.
Size de alıp okumanızı tavsiye ederim. :)

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. Bundan sonra yine birlikteyiz.

11 Ağustos 2017 Cuma

Karmakarışık | Benim Yazılarım

Zamanın nasıl geçtiği anlaşılmaz bazen, ya da nasıl geçemediği...
Fiziksel yorgunlukların üzerine eklenir ruhsal yorgunluklar.

Özlemler artar...
Korkular artar...
Tedirginlik artar...

Heyecan başlar zamanla.
Kafalar karışır,
Kararsızlıklar gün yüzüne çıkar yavaşça...

İNCE SAZ - ÇOK AŞIĞIN VAR DİYORLAR