28 Haziran 2016 Salı

"Küçük Prens" Üzerine

Birinin sizi evcilleştirmesini kabul etmişseniz; biraz olsun gözyaşı dökmeyi de göze alacaktınız...
Antoine de Saint-Exupery - Küçük Prens

Merhabalar hepinize. Ne güzel bir söz değil mi? Ne kadar da doğru! Birinin bizi evcilleştirmesini kabul etmişsek, gözyaşı dökmeyi de göze almalıyız. 
Evet anladığınız üzere bugün "Küçük Prens"ten bahsedeceğim. Antoine de Saint-Exupery'nin 1943 yılında New York'ta bir otel odasında tamamladığı bir kitap Küçük Prens. Saint Exupery kitabı ilk yazdığında yaklaşık 1000 sayfalık bir esermiş ama kendisinden kitabı kısaltması istenilmiş ve şu an ki sayfa sayısına ulaşmış eserimiz. Kitapta bulunan çizimler de yazarın kendine ait sulu boya çizimleridir ve Türkçe'ye birçok çevirmen tarafından çevrilmiştir. Ben hem Can Yayınları Cemal Süraya-Tomris Uyar çevirisini hem de Yakamoz Yayınları Tayfun Törüner çevirisini okudum. Elbette ki 'Cennetlik Çevirmen Tomris Uyar'ın çevirisini daha çok beğendim. 
Küçük Prens kesinlikle bir çocuk kitabı değil. Ben öyle düşünüyorum. Her yaştan, kesimden, kısaca herkesin okuyabileceği, hatta okuması gerektiği bir kitap. Yazar nasıl iyi bir yetişkin olunacağını gösteriyor kitapta. 
Biraz da içeriğinden bahsedecek olursak, çöle düşen bir pilotun, kendi astroidi B-612den ayrılan kahramanımız Küçük Prens'le karşılaşmasıyla başlıyor kitap. Yol boyunca farklı gezegenlere seyahat ediyor ve farklı insanlarla, varlıklarla karşılaşıyor kahramanımız. Farklı fizik kurallarıyla işleyen bir evrenin büyülü dünyasına kurgusunu hissettirmeden sizi içine çekiyor. 
Bu kitap ve yazar Saint-Exupery hakkında anlatılacak aslında çok fazla şey var. Ufak bir araştırma ile bir sürü şey öğreniyorsunuz Küçük Prens'e dair. Ama şimdilik bu kadar yazayım ben. Merak ettiğiniz bir şey olursa yorum bırakabilirsiniz. Okuduysanız da yorumlarınızı beklerim. :)
Ayrıca Küçük Prens'in 2015 yılında bir animasyon filmi de gösterime girmişti ve tabii ki hemen gidip izlemiştim. Hatta o gün sinemada kimse yoktu arkadaşımla başbaşa sinemayı kapatmış gibi olmuştuk. Rahat rahat Küçük Prens'imizin tadını çıkarmıştık. Farklı bir bakış açısıyla çekilmiş olmasına rağmen özüne sadık bir film olmuş. Hala izlemediyseniz aşağıya fragmanı bırakıyorum. Şiddetle izlemenizi ve eğer hala okumadıysanız okumanızı tavsiye ediyorum.
Not: Küçük Prens'in astroidi B612 bir Türk astronom tarafından bulunmuştur. Hatta bu astronom astroidi uluslararası bir kongrede anlatır ama fesli kafası ve doğulu giysilerinden dolayı kimse onu dinlemez, ama bir Türk diktatörünün kıyafet devrimi yapıp herkesi Avrupalı gibi giyinmeye zorlamasından sonra aynı astronom bu defa modern kıyafetlerle kongreye katılır ve herkes ikna olur. İşte Atatürk'ü bir diktatör olarak tanıtan bu satırlardan dolayı kitap Türkçe'de sansürlü olarak yayımlandı. Daha sonra da eleştirilere maruz kalma ihtimali ile 2005 yılında ilköğretim öğrencileri için hazırlanan 100 Temel Eser arasından çıkartıldı. Ayrıca bazı çevirmenler 'diktatör' kelimesi yerine çevirilerinde 'lider' kelimesini kullandılar.
Son olarak kitaptan birkaç alıntıyla sizlere veda ediyorum. Görüşmek üzere... 
  • Çok gizemli bir ülke şu gözyaşları ülkesi..
  • Okyanusun ortasında salıyla kalakalmış bir denizciden bile çok daha yalnızdım...
  • İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir.Gerçeğin mayası gözle görülmez.
  • Eğer büyüklere, "Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı, pencerelerinden sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var," derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar. Ne zaman ki onlara, "Yüz milyonluk bir ev gördüm," dersiniz, işte o zaman size, "Oo, ne kadar güzel bir evmiş!" derler gözlerini koca koca açıp.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder