25 Aralık 2016 Pazar

2017'den İstediklerim | Mim 4

Merhabalar herkese. Final ödevleri yapmaktan ve finallere çalışmaktan bunalmış bir vaziyette, oturmuş kısa film izlerken aklıma bloga yazı yazmak geldi. Daha doğrusu aklıma sevgili arkadaşımız yalnızamaözgür'ün bizi etiketlediği 2017'ye dair isteklerimizi içeren etkinliğini yazmak geldi desem daha doğru olur. :)

Yalnız ama Özgür arkadaşımızın etkinliğine tam olarak buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. :)



2017'den Neler İstiyorsun? 
Sorumuz bu. Ama benim isteğim buna sizden olabildiğince fazla yazmanız. Oturun bir yarım saatinizi ayırın kalem kağıt alın kenara yazın.

Ne istiyorsunuz? Bir kitapta olabilir, kalem de. Mutluluk, sağlık. Ya da sevdiğine kavuşmak. Daha çok para...

Daha sonra görsellerle süsleye süsleye eğlenceli bir yazı yazın!

2017 bitişinde kim ne kadar ulaştı istediğine diye yeni bir yazı daha yazacaksınız, unutmayın bu yazıyı!


Şimdi gelelim benim isteklerime. İtiraf etmek gerekirse hiç düşünmedim ne istediğimi. :D Yani ben genel olarak bir şeyler istiyor olsam bile bunu çok dile getirmiyorum sanırım. Valla şu an ben de bilmiyorum ne dediğimi arkadaşlar. Gerçekten saatlerce bilgisayar başında ödev yapmaktan beynim harap olmuş durumda. Kusura bakmayın. :( 

(Sevgili Yalnız ama Özgür, sen demişsin ki alın elinize bi kağıt kalem, yarım saat yazın! Maalesef öyle bir vaktim yok bu aralar. Ve eğer ben bu yazıyı şu an yazmazsam, bir süre hiç yazamayacağım için şimdiden bir şeyler yapayım dedim. Öyle fotoğraf falan da çekemedim! Üzgünüm!)
Neyse konudan sapmayalım. :)


1. SAĞLIK! İlk istediğim şey sağlık. Ben sağlıklıyım sorun yok, ama ailem için sağlık istiyorum. 2017 geldiği andan itibaren sağlıkla gelsin, inşallah!
2. Hedeflediğim yere gitmek! Yani bu bir istek mi, hayal mi karar veremedim. (Aslında ikisi de aynı şey.) Hedeflediğim yerden kastım da eğitimime yüksek lisansla devam etmek istiyorum ve bunun için belirlediğim birkaç üniversite var (şu anda bulunduğum yerden çook uzaklarda). Buralardan herhangi birinde eğitimime devam etmek.

3. Kitap, daha çok KİTAP! Ne kadar çok kitap getirirse 2017 o kadar iyi bence! :)

4. Defter! Evet evet, böyle desenli desenli, süslü püslü, retromsu, vintageimsi bir sürü defter de istiyorum!


5. Daha çok yazı yazabilmek! Yani bu pek mümkün olmayacak, çünkü 2017 bana yoğun bir vaziyette gelecek. Bloga çok vakit ayıramacağım gibi bir durum var ama hayırlısı.

6. 2016'da bulduğum kendimi, daha da bulmak, böyle devam etmek! 2016 çok farklı bir yıl oldu. Bu yıl çok değiştiğimi ve kendimi bulduğumu düşünüyorum. Neyse 2016 değerlendirmesini başka bir yazıda yaparım. :D 

Sanırım bu kadar istediklerim. Başka istediğim varsa da şu an istemiyorum demek ki, aklıma gelmediğine göre. :D

Umarım hepimizin istekleri gerçekleşir. Umarım 2017 ailemize, vatanımıza, milletimize ve tüm dünyaya huzur getirir!

Ben de bu etkinliğe öncelikle Acemi Yazar ve Kağıttan Dünyam isimli blog arkadaşlarımızı, daha sonra da bu etkinliği okuyup 'Ben de yazsam ne iyi olur!' diyen herkesi davet ediyorum. 


Not: Etkinliği yapacak arkadaşlar yukarılarda italik olarak yazılmış yeri kendi yayınlarına kopyalayıp yapıştırırlarsa, etkinliği yapacak olan diğer arkadaşlarımıza da yol göstermiş olurlar. :))

21 Aralık 2016 Çarşamba

📚🎶 Her Bir Telden 3 🎞☕

Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın göreceksiniz; sizi şimdi sevindiren, bir zamanlar üzenden başkası değildir.
Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın göreceksiniz, aslında, bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasınız.
Halil Cibran - Ermiş

Merhabalar arkadaşlar. Bu Her Bir Telden isimli seriye devam etme kararı aldım ve artık her ay böyle bir yazı yayınlayacağım. Bu 3. sü oluyor. Diğer ikisi için buraya ve buraya tıklayabilirsiniz. :)

Ya asıl söylemek istediğimi unuttum doğrudan yazıya girdim ben. Arkadaşlar bu aralar bloga çok fazla yazı yazamayacağım. Hem finallerim başlıyor, hem bazı sorunlardan dolayı bloga yazı yazmaya fırsat bulamayacağım gibi görünüyor. Bir süredir fotoğraf çekemediğim için beklettiğim yazılarım da var zaten ki onları bile yayınlayamıyorum işte. Yoğun dönemlerden geçiyoruz, geçeceğiz.
Bu arada sınavları olan tüm arkadaşlarıma başarılar diliyorum. İnşallah güzel güzel yaparsınız sorularınızı, yüksek yüksek puanlar alırsınız. :)

Neyse konumuza gelelim. :)

Kitap: Halil Cibran - Ermiş: CNR Mersin Kitap Fuar'ından aldığım bu kitabı, elime almamla bitirmem bir oldu. 54 Sayfalık olan bu kitap yıllardır yaşadığı bir kentten ayrılan bir Ermiş'in, kentten ayrılmadan önce halkın isteği doğrultusunda, onların sorularına karşılık olarak yaptığı konuşmayı anlatıyor. Kentliler aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik, zaman ve daha bir sürü konuya dair sorular yöneltiyorlar Ermiş'e. Bir çok alıntı yapılabilecek sözlerin bulunduğu, bir ders niteliğinde olan bu kitabı beğendim diyebilirim. Okuduğum kitapların içinde tarzı farklı geldi. Halil Cibran'ı da ilk defa okumuş oldum bu sayede.


Film: Kitap Hırsızı - Liesel Meminger, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’da henüz dokuz yaşındayken bir ailenin manevi kızı olur. Çok sevdiği ailesi ve evlerinde kalan yahudi bir sığınmacı olan Max sayesinde okumayı öğrenen ve çok seven Liesel kitaplarla derin bir  bağ kurar. Max ve cesur Liesel için çevrelerinde dünyada yaşanan tüm kötülüklerden uzaklaşmanın tek yolu, kitapların ve kelimelerin ikisine sunduğu hayal dünyasıdır. Fakat bodrum katında saklanan Max, sürekli diken üstündedir.
(Onedio.com'dan alıntıdır.)
Bu filmi yaklaşık bir yıl önce izlemiştim ve çok çok beğenmiştim. II. Dünya Savaşı dönemine ait izlediğim çok sayıda filmden biri zaten. Öylesine içimi yakan sahneleri vardı ki hala unutamıyorum. Hala izlemediyseniz, mutlaka izlemelisiniz.



Müzik: İkiye On Kala - Gel Desem: Bu aralar genelde Türkçe şarkı dinliyorum ve dinlediğim tarz da genelde böyle şarkılar oluyor. Bu grubun şarkılarından bazılarını sizlerle daha önce bu yazımda paylaşmıştım. Umarım bunu da beğenirsiniz.




Atıştırmalık: Wasa Sandwich: Birkaç farklı çeşidi var bu Wasa'ların. Paprika and Cheese, French Herbs gibi. Hepsinin ortak noktası bir krakerinin olması. Yani iki kraker arasında bu aromalı kremalar var. Ben kremaları çok beğenmedim ama krakerleri atıştırmaya bire bir. :)

20 Aralık 2016 Salı

100'e Özel Çekiliş'imin Sonucu!


Evet arkadaşlaar. Beklenen an geldi. Biliyorsunuz ki 100 izleyiciye ulaştıktan sonra başlattığım 100'e özel çekilişim 18 Aralık Pazar günü sona ermişti. Vee ben sizlere bu çekilişi 20 Aralık günü, yaani bugün açıklayacağımı söylemiştim.
Evet açıklayacağım. :)

Öncelikle çekilişe katılan herkese çok çok teşekkür ediyorum. Sayenizde çok daha güzel yerlere geleceğim inşallah blog hayatında.

Çekilişi çoğu blogger'ın yaptığı gibi random.org adresinden yaptım. 80 isim arasından şans 12 numaralı arkadaşımıza çıktı.
Veee bu 12 numaralı arkadaşımız sevgili Destino, yani Başucumdaki isimli blogun sahibi arkadaşımız. Kendisini çoook çook tebrik ediyorum. Umarım hediyelerini çok beğenirsin. :) Sana hediyelerini yollayabilmem için en kısa sürede benimle iletişime geçmeni bekliyorum. :)
Hediyelerini güle güle kullanman dileğiyle. :)


19 Aralık 2016 Pazartesi

Ben de Bittim, Çekiliş de! | Bir Günlük

Sevgili dost,
Sen lâzımsın bana ve önemlisin hadiselerden. Çünkü büyük bir olaydır dostluk.
Çok büyük.
— Posta Kutusundaki Mızıka

Merhabalar arkadaşlar. O kadar çok yorgunum ki, inanır mısınız şu yazıyı bile şu an zor yazıyorum. Aşırı yorucu bir gün geçirdim.

Sabah erkenden kalktım, sınava gittim. Sınava çok sevgili manevi kardeşim Büşra ile karşılıklı binalarda girdik. Bu benim için çok iyi bir şeydi, çünkü sınavdan önce onu görmek güzel bir motivasyon oldu.
 Sonra Büşra ile alışveriş merkezine gittik. Biraz sınav stresi atalım istedik. Hayır sınav stresinden midir, başka şeyden midir bilemiyoruz, ikimiz de ölümüne gezmek, alışveriş yapmak istedik! (Tamam kabul çok da ölümüne bir alışveriş olmadı, çünkü biz aradığımızı hiçbir zaman bulamayan insanlarız.!) Biraz kişisel bakım üzerine alışverişimiz oldu. Onun dışında elbette iki kahve tiryakisi olarak kahvelerimiz bitmişken, yeni kahve alalım istedik. Starbucks'tan Pike Place Roast isimli orta kavrulmuş kahvemizi aldık. Normalde ben Tchibo'dan Brazil Mild alıyordum fakat artık onun tadını eskisi kadar beğenmediğim için değişiklik yapmak istedim. 
Bu alışveriş merkezine gitmek istememin en büyük nedeni elbette ki Rossmann. Gerçekten bu mağazayı aşırı aşırı seviyorum. Maalesef ki Adana'da tek bir alışveriş merkezinde var. :/ Neyse işte biz bu Rossmann'da neredeyse bir saat gezdik. Benim en en sevdiğim şeker (aslında o pastil :D) olan Altapharma'nın bu defa Ahududu ve Yeşil Çaylı olanını aldım. Daha önce Mango ve Lime (Misket Limonlu) olanını denemiştim. Tek kelimeyle muhteşemdi.
Sonraa, H&M (burada okunuşu bazen ha en em diyorum, bazen eyç en em diyorum :D Sonra biz gülüyoruz falan. Ve muhtemelen siz de şu an ne diyor bu Lila diyorsunuz :D) gezdik, e tabi o da neredeyse bir saate yakındı. Çünkü biz H&M'i de çok seviyoruz :D

Bu kadar gezdikten sonra bir de yemeğimizi yedik ve ben Mersin yolunu tuttum. Trende ayakta süründüm ellerimde poşetlerle. Canım çıktı, öldüm, bittim, aşırı yoruldum, amaaa her şeyine değer bir gündü. Hiç sıkılmadım. :)
Daha fazla uzatmayacağım, zaten şu an bu yazının nasıl oluştuğunu bile algılayamıyorum. Algılarım biraz kapalı da. :) 

. Yaa canım Büşra'm bana tshirt aldı. Çünkü üzerinde kahve ve cupcake vardı. Çünkü ben kahveyi de keki de çok seviyorum. 💓  Buradan Ballim'e tekraaar tekraaar teşekkürleeer.! 

Son olarak 100'e ÖZEL ÇEKİLİŞ'im SAAT 23.59 İTİBARİ İLE SONA ERMİŞTİR. SONUCU herhangi bir aksilik çıkmadığı sürece 20.12.2016 SALI günü akşam 17.30'dan sonra bir ara AÇIKLAYACAĞIM. KATILAN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM ve HERKESE BOL ŞANS DİLİYORUM. İnşallah en çok isteyen kazanır. :)

13 Aralık 2016 Salı

📚 Bir Aylık Okunanlar Listesi 📚


"Bütün iyi kitapları okumak, geçmiş anıların o mükemmel kişileri ile konuşmaya benzer."

Anonim

Merhaba arkadaşlar. Bu aralar yoğun bir dönemdeyim. Buna rağmen elimden geldiğince bloga yazı yazmaya çalışıyorum. Bu kadar yoğunluğuma rağmen de şu bir ay içinde 10 kitap okumuşum. İtiraf etmek gerekirse ben bile şaşırdım bu kadar çok kitap okuduğuma. 
Bugün sizlerle sadece okuduğum kitapların hangileri olduğunu paylaşmak istiyorum. Vakit oldukça hepsinin yazısını tek tek yazacağım inşallah. Zaten şu an üç tanesinin inceleme yazısı blogda. :)

1. Murat Menteş - Ruhi Mücerret: İnceleme yazısına tam olarak buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. :)
2. A. Ali Ural - Posta Kutusundaki Mızıka - Bu eserin inceleme yazısına da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. :)
3. A. G. Roemmers - Genç Prens'in Dönüşü
4. William Golding - Sineklerin Tanrısı : Mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde bu kitabın ve filminin yazısını paylaşacağım. 
5. Halil Cibran - Ermiş
6. Stefan Zweig - Satranç 
7. J. C. Grange - Taş Meclisi : Okuduğum ilk polisiye/gerilim romanıydı. Çok hızlı bir şekilde okudum çünkü beni içinde çok çok çeken bir kitap oldu. (Ay öyle çok şey diyesim var ki bu kitap için, tutuyorum kendimi :D)
8. Jose Saramago - Bilinmeyen Adanın Öyküsü : İnceleme yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. :)
9. H. N. Atsız - Dalkavuklar Gecesi / Z Vitamini
10. Sabahattin Ali - Sırça Köşk (Fotoğrafta maalesef ki bu eser yok, çünkü arkadaşımdan alıp, okuyup geri vermiştim. Onun için önceden çektiğim bir fotoğrafını tam olarak şu alt tarafa bırakıyorum. :)

Bir de fırsatım oldukça Masa ve Kafkaokur dergilerinin son sayılarını okudum.

Evet arkadaşlar ben bir ay içinde bunları okumuşum. Şu anda da Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okumaktayım. İncelme yazısı bulunmayan eserleri de sırayla yazacağım inşallah. Sizler okudunuz mu bu eserleri? Beğendikleriniz var mı? Yorumlarınızı bekliyorum. 
Görüşmek üzere... 

NOT: 18 ARALIK PAZAR'a kadar devam edecek olan 100'e Özel Çekilişi'me buraya tıklayarak katılabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyorum. :)

12 Aralık 2016 Pazartesi

Bir Şair - Bir Şiir | Attila İlhan

kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor
-Attila İlhan

Merhaba arkadaşlar. Bugün bir şairimizi misafir etmek istedim yazıma. Daha önce de Özdemir Asaf konuk olmuştu. Bu defa da Attila İlhan olsun dedim, çünkü kendisini çok severim.

Attila İlhan'la ben ilk olarak 6. sınıftayken tanışmıştım. Çok çok sevdiğim bir Türkçe öğretmenim sayesinde. Attila İlhan'ı anlatmıştı, şiirlerini ezberletmişti bize. Üçüncü Şahsın Şiiri ilk ezberlediğim şiiriydi.
gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
...

Attila Hamdi İlhan, 1925 yılında Menemen'de doğar. Babası Savcı Muharrem Bedrettin Bey ve annesi Emine Memnune Hanım'dır. Babasının şiire ilgisi vardır, okumayı sever ve bir roman ve şiir kitabı koleksiyoncusudur. Bu yüzden Attila İlhan kitaplarla iç içe bir şekilde büyümüştür.
Normalde şımarık ve özgür bir çocuk olan Attila İlhan okulu sevmez, disiplinli bir hayata tahammül etmek ona zor gelir. Ama bunlara katlanarak kendine özgü bir disiplin anlayışı geliştirir.
Attila İlhan Türkiye'de gözaltına alınan ilk lise öğrencisidir. Bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Nedenini de şöyle anlatayım. Attila İlhan bir kıza yakınlık duyar. Bunun üzerine kıza bir mektup yazmaya karar verir ve yazdığı mektubu kızın geçeceği yerde bir merdivene bırakır. Sonra kızın o mektubu aldığını görür ve çok sevinir. Üç gün sonra kız da aynı yere bir mektup bırakır ve böylece bir aşk başlar ikili arasında. Birbirleriyle görüşemezler ama hep mektuplaşırlar. Attila İlhan mektuplarında yeni yeni tanıdığı Nazım Hikmet'e yer vermeye, onun şiirlerini mektubuna yazmaya başlar. Kıza da bu mektupları okuduktan sonra imha etmesini söyler. Çünkü o dönemlerde Nazım Hikmet yasaklanmış bir şairdir. Ama kız mektupları yok etmeye kıyamaz ve hepsini okuldaki dolabında saklar. Bir gün kızın okulunda dolaplar aranırken Attila İlhan'ın içinde Nazım Hikmet'in şiirlerinin geçtiği mektupları bulurlar. Bunun üzerine Attila İlhan'ı dersin ortasında müdür yardımcısı gelir alır ve onu idareye götürür. Sonra hep birlikte Karşıyaka Polis Karakolu'na giderler. Karakol karakol dolaşıp, en sonunda Sulh Ceza Mahkemesinde yargılanır Attila İlhan ve bir arkadaşıyla birlikte tutuklanır. İzmir Cezaevi'ne gönderilirler, ama yaşları küçük olduğu için hangi koğuşa konulacaklarını bile bilemez görevliler. Bundan sonrasında "Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamaz." belgesi verilir Attila İlhan'a. E avukat olan babası Muharrem Bedrettin Bey tabii bu işin peşini bırakmaz ve okuma hakkını geri alır. Ama yine de hiçbir lise Attila İlhan'ı kabul etmek istemez. En sonunda kardeşiyle birlikte Işık Lisesi'ne kaydolur ve ilk edebi eserlerini burada geçirdiği yıllarda verir. 

Bu yıllarda bir hikaye ile Balıkçı Türküsü adlı şiirini Yeni Edebiyat dergisine gönderir. Hikayesi yayımlanmaz ama şiire dergide yer verilir. Daha sonraları annesinden bir miktar para alır ve ilk kitabı Duvar'ı bastırır. Bu kitabındaki şiirlerinde insanlık, özgürlük, barış ve yurtseverlik gibi temaları işler ve 2. Dünya Savaşı'nın gerilimini ve sıkıntılarını anlatır. Duvar'ın ilk baskısında imla ve noktalama işaretleri kullanan Attila İlhan, Sisler Bulvarı'ndan itibaren imla kurallarını bırakır. Böylece edebiyatımızda kendisiyle özdeşleşen bir tarz yaratır.

Attila İlhan'ın öyle güzel eserleri var ki yazmakla bitmez, anlatmakla tükenmez... Hep sevmişimdir bu üstadı, o yüzden biraz sizlere de anlatmak istedim. Masa Dergisi'nin Eylül-Ekim sayısında yer vermişlerdi Attila İlhan'a. Ben de onlardan esinlenerek yazmak istedim sizlere. 

Son olarak bir şiiriyle bitiriyorum bu yazımı. Sizin de sevdiğiniz bir şiiri var mı Attila İlhan'ın? Varsa lütfen benimle paylaşın. :) Yorumlarınızı bekliyorum. 
Bol şiirli günler...

 Ayrılık Sevdaya Dahil

-1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın

-2.

rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan

-3.

ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar

gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

-4.

yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle

-5.

sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız
Attila İlhan


NOT: 18 ARALIK PAZAR'a kadar devam edecek olan 100'e Özel Çekilişi'me buraya tıklayarak katılabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyorum. :)

10 Aralık 2016 Cumartesi

Biraz da Nostalji | Öneriler


Neden ağlıyorsun anneciğim?
Hayır yavrum ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı.
-Türk Filmi Repliği

Evet bizler de bir Türk filmi izlerken, gözümüze toz kaçabiliyor (elbette ağlamıyoruz, sadece toz. :) ).

Bir süredir nostalji yapmak istiyordum burada. Yani nostalji demişken, böyle eski filmler, eski şarkılardan falan birkaç öneri sunmak istemiştim sizlere. Hem geçen günlerde sevgili HBK (Hayat Bitene Kadar) isimli blogger arkadaşım da beni böyle bir nostalji etkinliğine mimlemişti. Ben de artık yazmalıyım diye düşündüm ve bugüne kısmet oldu. :)

Ben eski Türk filmlerini çok seviyorum. Farklı bir anlam taşıyorlar benim gözümde. 'Fakir ama gururlu bir genç, zengin fabrikatörün kızı-oğlu, imkansız aşklar, ayrı dünyalar, size baba diyebilir miyim amcalar'... 

Ufak bir liste yaptım sizler için. Bakalım beğenecek misiniz!🙈


Türk Sinemasının En İyi Filmleri:

1. Hababam Sınıfı - Ertem Eğilmez (1975)
2. Selvi Boylum Al Yazmalım - Atıf Yılmaz (1978)
3. Çöpçüler Kralı - Zeki Ökten (1977)
4. Uçurtmayı Vurmasınlar - Tunç Başaran (1989)
5. Vizontele - Yılmaz Erdoğan (2001)


Filmi Yapılan Unutulmaz Şarkılar:

1. Sev Kardeşim - 1972: Yönetmenliğini Ertem Eğilmez'in yaptığı bu filmin başrollerini Tarık Akan ve Hülya Koçyiğit paylaşıyor. Fabrika patronunun oğluna aşık olan bir işçi kızın öyküsü... 

2. İntizar - 1973: Yönetmenliğini Oksal Pekmezoğlu'nun yaptığı bu filmin başrollerini Neşe Karaböcek ve Engin Çağlar paylaşıyor. Sonunda ünlü bir şarkıcı olan matbaa işçisi bir kızla, bir şoförün aşk öyküsü...

3. Mavi Boncuk - 1975: Yönetmenliğini yine Ertem Eğilmez'in yaptığı bu filmde bir çok sevdiğimiz oyuncu bulunuyor. Emel Sayın, Tarık Akan, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Halit Akçatepe, Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal... 

90'ların Unutulmaz Şarkıları:

1. Levent Yüksel - Bi Daha - 1997
2. Gülşen - Be Adam - 1996
3. Mirkelam - Her Gece - 1995 (Bunu dinlerken babam 'Ya o klibinde koşan adam olarak ünlenen şarkı değil mi? diye sormuştu. :))
4. Reyhan Karaca - Sevdik Sevdalandık - 1997 (Bu şarkıyı çok severdim. Geçen yıllarda şarkının kime ait olduğunu hatırlayamamıştım ve bir arkadaşıma sadece klibindeki aklımda kalan ufak bir sahneyi (Tren yolundaki çerçeve) anlatmıştım ve onun sayesinde Reyhan Karaca olduğunu bulmuştum. :)
5. Demet Sağıroğlu - Arnavut Kaldırımı - 1994


Genel olarak benim çok sevdiklerimden oluşturdum bu listeleri. Umarım sizler de beğenirsiniz. Filmler ve şarkılar hakkında yorumlarınızı da bekliyorum. Ayrıca sizlerden de beğendiğiniz eski şarkıları, filmleri duymak isterim. :) 

Nice mutlu sonlar yaşamak ümidiyle, görüşmek üzere... 

NOT: 18 ARALIK PAZAR'a kadar devam edecek olan 100'e Özel Çekilişi'me buraya tıklayarak katılabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyorum. :)

7 Aralık 2016 Çarşamba

Bilinmeyen Adanın Öyküsü | Kitap İncelemesi

Kim olduğunu bilmiyorsan, kendin olabilmen mümkün değildir.
-José Saramago / Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Merhabalar herkese. 
Bu aralar okuduğum kitapların inceleme yazılarını yazmaya bir fırsat bulamadım. Okuyorum ama yazamıyorum. Hazır fırsat bulmuşken bu güzel masalımsı kitaptan bahsetmek istedim.

Konuğumuz: 1998 Nobel Edebiyat Ödüllü yazar José Saramago'nun Bilinmeyen Adanın Öyküsü isimli uzun öykü kitabı. 

Hepi topu 58 sayfacık olan kitap Emrah İmre tarafından çevrilmiş ve içi Birol Bayram'ın başarılı çizimleriyle renklendirilmiş. (Renk yok ama bence bu çizimler büyük renk katmış.) Çizimler gerçekten kitabı okumaktan daha çok dikkat çekiyor ve oturup düşündürüyor. 

Öykümüzde bir kral, kralın kapısına dayanmış tekne isteyen bir adam ve bir temizlikçi kadın var. Konusu ise kısaca şöyle. Bir adam hala 'bilinmeyen bir ada'nın olduğunu düşünüyor ve bunu keşfetmek istiyor. Bunun için de bir tekneye ihtiyacı var. Kral'ın kapısına gidiyor, tekne için günlerce 'Dilek Kapısı'nda bekliyor. Kral sonunda adamın isteğini kabul ediyor. Adamın bir tekne için günlerce orada beklediğine şahit olan -kral'ın temizlikçisi- kadın, kral adama bir tekne vermeyi kabul ettikten sonra adamla birlikte 'bilinmeyen ada'nın arayışına çıkmak üzere 'Karar Kapısı'ndan çıkıyor. Ve böylece bir arayışa başlıyorlar. 

Kitaba dair kendi düşünceme gelirsek, okurken aslında 'bilinmeyen ada'ya değil de, kendi bilinmeyenlerimize doğru bir yolculuğa çıkma cesaretini anlattığını düşünüyorum. Ayrıca bence bu öykünün sonu yok. Öyle bir şekilde bitiyor ki, neler olabileceğini siz kendiniz düşünüyorsunuz. "Acaba 'bilinmeyen ada'ya doğru yolculuğa çıkan bu adam ve kadın neler yaşayacak, neler görecekler? Acaba gerçekten 'bilinmeyen bir ada' var da bunu keşfedebilecekler mi? 'Kralın temizlikçisi olup sarayda yaşayan kadın, Karar Kapısı'ndan çıkıp, 'bilinmeyen bir ada'nın olduğunu savunan bir adamın peşinden giderek doğru mu yapıyor? Daha doğrusu bunu neden yapıyor?" Böyle soruları soruyorsunuz kendinize. Bundan sonrasında sizin hayal gücünüz giriyor devreye. 

Kitaba, daha doğrusu yazar'a ait bir bilgi vereyim; Saramago eserlerinde noktalama işareti olarak sadece nokta ve virgül kullanıyor. Bu yüzden kitabı okurken karşılıklı konuşmaları takip etmek biraz zor oluyor. Takip edebilmenin bana göre tek yolu: Konuşmaya başlarken büyük harf kullanması. Ama bu özelliği farklı bir hava katmış kitabına.

Evet arkadaşlar bu kitap elinize alıp, oturup, hemencecik bitirilebilecek bir kitap olmasına rağmen, üzerine konuşulabilecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Eğer okuyanlarınız varsa kitaba dair düşüncelerinizi öğrenmek isterim. Sizce bu yolculukta neler olmuştur? 'Bilinmeyen Ada' keşfedilmiş midir? :) 

Okumayan arkadaşlara da tavsiyemdir. Bence okuyun, sonra hep birlikte konuşalım. :)

Görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

NOT: 18 ARALIK PAZAR'a kadar devam edecek olan 100'e Özel Çekilişi'me buraya tıklayarak katılabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyorum. :)

Günümü Anlamlandıranlara...

Selamlar herkese.
 Bugün benim doğum günümdü arkadaşlar. Doğduğum gün de Salı günüymüş, annem öyle demişti. ‘Bu yıl da bak denk geldi, Salı günü doğmuştun sen, yine doğum günün salıya geldi.’ Dedi. Evet öyle oldu. Ama ben bugünün gelmesini istemiyordum. Doğum günü fobim vardı benim ya. Gerçekten, doğum günüm gelmesin istiyordum. 6 Aralık olmasın istiyordum. Çünkü geçen sene doğum günü haftam ve doğum günüm yaşamak istemediğim olaylarla geçmişti. Her şeyin üst üste geldiği bir gündü. Doğum günü kutlamalarına falan çok da önem veren biri olmadığım halde, geçen sene yaşadıklarım beni fazlasıyla üzmüş ve ürkütmüştü.

Neyse tam olarak neden istemediğimi detaylarıyla anlatmayacağım. Zaten bu yazıyı da doğum günüm olduğu için yazmıyorum, bugünü anlamlı kılan insanlara teşekkür etmek için yazıyorum.

Başta canımın bir parçası olmuş insan, kardeşim diyebildiğim tek insan Büşra’ya (Şu an Büşra ne ya! diyorum, bence o da diyordur. Çünkü ona Büşra demiyorum normalde. :D) günümü ilk andan itibaren anlamlı kıldığı için teşekkür ediyorum. Biliyor musunuz? Büşra uzun yazı yazmayı sevmez, ama bana attığı mesajda öyle uzun yazmıştı ki, yazmadığı, yazamadığı şeyleri bile okudum ben o mesajda. Öylesine hissettim ki onun verdiği huzuru… İyi ki varsın Ballisi. :)

Bugün bana mesaj atıp, seni beş dakika görebilir miyim diyen, beni gördüğünde ifadelerimden bende bir şey olduğunu, iyi olmadığımı hisseden, güzel yürekli insan, Nalan! Onun o sevimli, mini minnoş hediyesiyle birlikte, o söylediklerindeki samimiyeti, yanımda olduğunu hissettiren o güzel tavırları için binlerce kez teşekkür ediyorum, günümü güzelleştirip anlamlandırığı için de. Çünkü onunla konuşunca geldim kendime… İyi ki varsın Nalan. :)

Vee kaç gün önceden bugün akşam dışarı çıkmak için benden söz alan, benden gizli gizli planlar yapıp, günümü anlamlaştırıp, en önemlisi doğum günü fobimi aşmama yardımcı olan çok ama çok değerli oda arkadaşlarım Gizem ve Büşra… Biliyor musunuz? Gizem asla normal hediye almaz, o hep şaşırtır. Yine şaşırttı. Ya gitmiş bana minnacık bebek patiği almış. Sizin hiç sizi mutlu etmek için böyle minnoş hediye alan (Hediye alma dediğiniz halde:D) canlarınız var mı? Varsa çok şanslısınız. Bir de gerçekten onların işbirliğini de tebrik ediyorum. Gizem nereye gideceğimizi Büşra’ya söylüyor, ama Büşra bana söylemiyor. Biraz daha merak edecekmişim. :) Sayenizde bugün çok eğlendim. İyi ki varsın Gizem, İyi ki varsın Büşra. :)

Son olarak bana gerçekten değer verdiğini hissettiren, doğum günümü kutlayan tüm arkadaşlarıma çok çok teşekkür ediyorum. Hepiniz iyi ki varsınız…


İyi Ki Doğmuşum ve İyi Ki Sizleri Tanımışım. 

NOT: 18 ARALIK PAZAR'a kadar devam edecek olan 100'e Özel Çekilişi'me buraya tıklayarak katılabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyorum. :)

5 Aralık 2016 Pazartesi

100'e Özel ÇEKİLİŞ 🎊🎇🎉🎆 (KAPANDI)

Merhabalar herkese. 

Bloguma başlayalı 6 ay oldu. Son zamanlarda 'İzleyicim 100 olsun, bir çekiliş yapayım!' deyip duruyordum veee artık 100 izleyiciyi buldum. (Biliyorum bu çekilişi 106 izleyicim varken duyuruyorum. Çünkü bir türlü çekiliş hazırlıklarımı tamamlayamadım. Ay şöyle yapayım, ay şunu da koyayım, aman yok bu olmasın şu olsun diye diye beklettim maalesef.) Tüm izleyicilerime, tüm takipçilerime çoook çoook teşekkür ediyorum. Sayenizde çok daha güzel işler yapabileceğime inanıyorum.

Çekiliş İçeriği





Evet çok fazla uzatmadan çekiliş içeriğini ve şartlarımı söyleyeyim. 

1. Kitap: Mihail Bulgakov - Köpek Kalbi 
Malumunuz ki kitap incelemeleri yapan bir blogger olarak elbette ki çekilişimde bir kitap olacaktı. :)

2. 2 Ayraç: Kitap varken, tamamen el emeğim, göz nurum olan bu ayraçlar olmazsa olmaz dedim. Hem birinin rengi lila. Nedeeen? Çünkü bu sizlere Lila'dan hediye olacak. :) Diğerinde de çok beğendiğim bir söz var, mini mini yazımla yazdım sizler için...

3. Defter: Eh bir defter aşığı olan ben, sizlere de bir defter hediye etmezsem, ayıp olurdu. :)

4. Kalem: Defter varsa kalemsiz olmaz. :)

5. 2017 Takvim: Hazır 2017'ye girecekken şöyle baktıkça içimizi açan güzel güzel desenleri olan bir takvim neden olmasın dedim. Hem de biraz kendim hazırlamışken bu takvimi, daha da güzel olur dedim. :)

6. Kartpostal: Valla bunu hiç beklemediğim bir anda buldum ve almaya karar verdim arkadaşlar. Mersin'de yaşıyorum ve Mersin'e dair bir kartpostal olacağını hiç düşünmemiştim. Görünce hemen alayım da sevgili arkadaşlarıma Mersin'den bir hatıra yollayayım dedim. :)

Belki burada olmayan ufak tefek, mini minnacık sürprizler de olur çekilişi kazanan şanslı kişinin paketinde. Kim bilir? :)

Evet sırada şartlarımız var.

1. Temel katılım şartı olarak beni GFC (Google Friend Connect) üzerinden takip etmeniz ve bu yayının altına yorum olarak katıldığınızı belirtmeniz gerekiyor.

2. İnstagram profilimi takibe almanız 1+ hak kazandıracaktır. (instagram: nrmnpnr)

3. Çekilişi instagram, blog, facebook, google+ gibi herhangi bir sosyal ağ platformunda duyurmanız 2+ hak kazandıracaktır. 

Not: İnstagram'dan takibe alanlar, çekilişi sosyal ağlarda paylaşanlar! Bunları yaptığınızı bu yazının altında yorum olarak belirtirseniz çok iyi olur. Çekilişi buradan değerlendireceğim çünkü. ;)
(+ hak demek, isimlerinizi daha fazla yazmam demek, daha çok şans demek. :D)

ÇEKİLİŞ "18 ARALIK PAZAR" GÜNÜNE KADAR DEVAM EDECEKTİR. SON KATILIM 18 ARALIK PAZAR, 23.59

Not 2: Blog sayfamı mobil olarak açan ve beni GFC üzerinden takip etmek isteyen arkadaşlar için yapmaları gerekeni sırasıyla yazıyorum. 
 -Blog adresini yazın. -Açılan sayfanın en alt kısmına gelin. -"Web Sürümünü Görüntüle" yazısına tıklayın. -Gelen sayfanın tam olarak açılmasını bekleyin. -Açılan sayfanın sağ üst köşesinde "Blogumu Takibe Alın" yazan yerde "İzle" adındaki mavi butona tıklayın. -Açılan sayfada istiyorsa mail adresinizi girin ve "takip et" butonuna tıklayın. Hepsi bu kadar. :) 

Katılımlarınızı dört gözle bekliyorum arkadaşlar. Hepinize kocaman şans diliyorum. En çok isteyen kazanır inşallah. :)

3 Aralık 2016 Cumartesi

Mim 3 - 2017'ye Doğru | Hayaller, Dilekler ve Hedefler

Merhabalar herkese... Bugün bir Mim yazısı ile karşınızdayım. Sevgili Deeptone ve çok sevgili mektup arkadaşım Bir Küçük Elif Meselesi beni mimlemiş. Ben de bulduğum bu ilk fırsatta hemen yapmak istedim. Iyi okumalar... :)

1)Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan vazgeçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?
Öncelikle kararsız bir insanım. Bu yıl vereceğim o kadar önemli karar varken karar vermekte bu kadar zorlanmamayı istiyorum. Ama asıl değiştirmek istediğim şey kesinlikle her şeyi fazla düşünmem. Aşırı detaycıyım, bu da bazen beni o kadar rahatsız ediyor ki, bu kadar detaycı olmasam, bu kadar fazla düşünmesem diyorum.

2)Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?
Ilk aklıma gelen şey; çok daha huzurlu bir dünya... Iki; daha samimi ve güvenilir insanlık... Son olarak; okurken zevk alacağım ve bir sürü şey öğrenebileceğim kitaplar...

3)Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)
Yeni yılda yeni bir hayata başlamak istiyorum. Daha çok yer görmek ve beni mutlu edebilecek yerlerde bulunmak. Mesela yeni yılın ilk ayında 10 günlük hem tatil hem okul seyahati yapmayi planlıyorum. Ayrıca aldığım kararları daha başarılı bir biçimde uygulayip, kendimi çok daha fazla geliştirmeyi düşünüyorum.

4) Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok  para şart mı? Belki de değildir.
Valla piyangodan para çıksa direk eğitime harcarım diye düşünüyorum. Hem kendi eğitimim için hem de durumu olmayan çocukların eğitimi için... Bir de bir sürü kitap alırdım. :) Bunun dışında hayallerim için para şart değil, kendimi eğitmem şart. ;)

5) Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.
Olmaz olur mu hiç! Mesela mutlu olabileceğim bir yerde -ki burası sevdiklerimin yanı  oluyor- sevdiğim, istediğim işi yapmak en büyük hayalim. Az önce de dediğim gibi, bunun için para değil, eğitim lazim. :) Sonraa, çok başarılı yazılar yazmayı hayal ediyorum. Bir de bu küçük blogumun çok daha büyüdüğü günleri görmeyi istiyorum. 🙈

Yeni yıl hepimize uğurlu gelsin, geçmişte yaşadığımız kötü zamanları unutturacak güzellikte olsun... :)

Ben de yalnizamaozgur, Kağıttan Dünyam, Kiz Kardesler Arasinda arkadaşları mimliyorum. En kısa zamanda mimlerini okumak dilegiyle... 

29 Kasım 2016 Salı

CNR Mersin Kitap Fuar Alışverişi 📚

Biz zevk için harcadığımız paradan fazla, kitap için sarfetmediğimiz müddetçe, bu ülke hiç bir zaman medeni bir ülke olamayacaktır.
Elbert Hubberd 
Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? Nasıl gidiyor hayat? Valla benim yoğun, karmaşık, anlamıyorum hatta bazen neler oluyor, nasıl gidiyor diye... 
Bugün de sabah 9'dan akşam 5'e kadar dersim vardı. Aşırı yorulmuştum. Ama çok çok yakınımda bir kitap fuarı varken ve ben bu fuara bir türlü gitmeye vakit bulamamışken, yorgun olmama rağmen dersten sonra hemen attım kendimi fuara.
26 Kasım'da başlayan ve 4 Aralık'a kadar devam edecek olan CNR Mersin Kitap Fuarı'ndan bahsediyorum şu anda. Evet ben bugün bu fuara giderken kendi kendime 'kitap almayacağım, kitap almayacağım' diyerek gittim. Bu kararımı uyguladım derseem, çook büyük yalan söylemiş olurum arkadaşlar. Tabii ki de aldım. Hem de 6 tane kitap aldım. (Merak ediyorum da kitap alacağım diyerek gitseydim, kaç tane alırdım acaba?😕) 
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın Modern Klasikler Dizisi'nden okumak istediğim birkaç eser vardı. Stantta %25 indirim vardı, ama İş Bankası kartı olanlar için %30du indirim. Ben de indirim varken merak ettiğim iki kitabı elime aldım. Sonra oradaki görevli bayan şu kitabı okudunuz mu, bence okumalısınız, şunu da okumalısınız derkeen ben 5 kitabı aldım elime. Evet aldığım 6 kitaptan 5 tanesi Modern Klasikler Dizisinden arkadaşlar.
Son kalan kitabı da neden aldığımı kısaca anlatayım. Aslında itiraf etmek gerekirse adını bile bilmediğim bir yayın evinden aldım bu kitabı. Stantta duran kişi arkadaşımdı çünkü. Yanına gittim selam vereyim iki muhabbet edeyim diye. O sırada elime birkaç kitap tutuşturdu bak bakalım incele diye. Sonra bir anda elime bir kitap daha verdi bir başkası. 'Bu kitabı ben yazdım, incelerseniz.' dedi. Ben de peki deyip arka kapağı okumaya başladım. O sırada kitabı nasıl yazdığını, yani kitabı yazma hikayesini anlattı. Arkadaşım da biraz ısrar edince ben de o zaman alayım bari dedim ve aldım. Bir de imzalattım. :)
Şimdi siz bana 'Ya hepi topu 6 kitap almışsın, ne çok konuşuyorsun!' diyeceksiniz. Siz demeden ben kısa keseyim. Aldığım kitapları söyleyeyim. :)
1. Türkiye İş Bankası Yayınları - William Golding - Sineklerin Tanrısı
2. Türkiye İş Bankası Yayınları - Stefan Zweig - Satranç
3. Türkiye İş Bankası Yayınları - Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
4. Türkiye İş Bankası Yayınları - Halil Cibran - Ermiş
5. Türkiye İş Bankası Yayınları - Anton Çehov - Vişne Bahçesi
6. Ahir Zaman  - Hulusi Eryılmaz - Mihrullah / Elif Aşk Kapısı

Kitaplardan okuduklarınız ya da merak ettikleriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum. Görüşmek üzere...
Not: Çok çok yakında bir çekiliş yapacağım. Çekilişin genel içeriği "kitap, defter, ayraç" olacak gibi. Belki ufak eklemeler olabilir. Çekiliş için takipte kalın. 😉

27 Kasım 2016 Pazar

Ruby Sparks | 🎬 Film İnceleme

'Senin hakkında yazmadım. Seni yazdım.'
-Ruby Sparks

Haydi hep birlikte düşünelim; fiziksel özellikleri, karakteri, davranışları, kısaca her şeyi hayal ettiğimiz gibi, 'kusursuz' biriyle birlikteyiz. Nasıl olur sizce?  Tamamen sizin istediğiniz gibi olan bu kişiyle mutlu olur musunuz? Sizin istediğinizi yaptığında, gerçekten bir anlam, bir tat alır mısınız bu ilişkiden? 'Kusursuz' sevgili, 'muhteşem' bir ilişki yaratır mı sizce?

Neden mi böyle başladım? Çünkü yönetmenliğini Jonathan Dayton ve Valerie Faris'in paylaştığı, senaristliğini ise Zoe Kazan'ın yaptığı, 2012 yapımı Ruby Sparks (Hayalimdeki Aşk) tam olarak bu soruların yanıtını içeriyor. Film bizlere hayal edebildiğimiz her şeyin gerçek olabileceğini gösteriyor. Çok başarılı olan bir yazarın hayalinde yarattığı bir karakter üzerinden 'İdeal sevgili nasıl olmalı?' sorusunun cevabını trajikomik bir şekilde alıyoruz film sayesinde.

Filmin konusundan kısaca bahsedecek olursak: Daha 30lu yaşlarında olan başarılı roman yazarı Calvin aradığı aşkı bulamayan biridir ve yazmayı düşündüğü yeni romanı için rüyalarında gördüğü kadını, Ruby'yi, kitabına yansıtır. Ve bir hafta sonra Ruby'yi kanlı canlı bir şekilde evinde bulur. Hayalinde yarattığı bu karakteri canlı olarak bulduktan sonra olaylar başlar ve artık Calvin Ruby'nin nasıl olduğunu, nasıl davrandığını kendisinin yazarak belirlediğinden emin olur. Yani yazdıklarıyla yarattığı kişiye yön vermektedir.
Calvin, Ruby'ye yön verme konusunda başta tedirginlikler yaşar, bunun bencilce olduğunu düşünür. Ama zamanla artık kendine hakim olamaz ve yazar, yazar, yazar...

Ruby Sparks; egoistlik, aşk, sanat, edebiyat, kusursuzluk gibi farklı konulara değinen bir film ve bence izlenmesi de gereken bir film. Sonuçta hepimiz hayatımızda olan kişilerin istediğimiz gibi olmasını bekleyen insanlarız. Bunun ne kadar doğru (!) olduğunu bu film sayesinde sorgulayabilirsiniz.

Bana bu filmi öneren değerli arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Fırsat bulup izleyip, yazısını yazamamıştım. Geç kalınmış bir inceleme yazısından sizlere tavsiyem, izlemekte gecikmeyin. 

Filme dair yorumlarınızı beklerim. Ayrıca film önerilerinizi de... :)


24 Kasım 2016 Perşembe

Bilinçaltıyla Savaş - Rüyalar

Tıpkı bir romanın yazılabilmek için bir yazara ihtiyaç duyması gibi, bir rüya da o rüyayı görecek birine ihtiyaç duyar.
— Filmler ve Rüyalar

Merhaba arkadaşlar. Aslında bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu 'rüyalar' değildi ama bir fikir değişikliği yapıp bu konuya yöneldim. Yıllardan beri rüya kavramı benim üzerinde araştırmalar yaptığım, çok kafayı taktığım bir konu. Bu konuya dair sizlerin de fikirlerini almak istedim.
Rüyalar, uykumuzun genel özelliklerinden biridir ve genellikle rüyaları uykumuzun REM evresinde gördüğümüze dair fikirler bulunmakta. Rüya nasıl, neden görülür? Rüya görmemizi tetikleyen şey nedir? Neleri rüyalarımızda görürüz? gibi sorulara cevap olması için araştırmacılar bir sürü araştırma yapmışlar fakat hala tam olarak bir yanıt bulunamamıştır.
Birkaç rüya çeşidi olduğu savunuluyor. alelade rüyalar, fiziksel kaynaklı rüyalar, paranormal rüyalar, haberci rüyalar gibi. 
Şimdi bu bilimsel yazılardan sonra geçelim benim kendi rüya düşüncelerime. Arkadaşlar rüyalarım yüzünden bilinçaltımla anlaşamadığımı düşünüyorum. (Herkesle, her şeyle sorunlarımı aştım ama bilinçaltımla aşamadım. ) Freud rüyalarımızın bilinçaltımızda kalmış, bastırılmış duygulardan yola çıkarak görüldüğünü savunmuş. Ya peki böyleyse benim bu bilinçaltım bana türlü oyunlar oynuyor. Hayır benim asla düşünmediğim kişileri, olayları rüyalarımda görmem beni çok garip, aslında rahatsız hissettiriyor. Bakın bir de ben iki gün aynı kişiyi ya da olayı rüyamda göreyim üçüncü gün uyku sorunu yaşıyorum vee dördüncü gün kesin ama kesin o rüyamla alakalı bir şey yaşıyorum. Gerçekten bunlar bana çok garip geliyor.
Bir de şu var ki bazen rüyalarımın vicdanımın savaşı olduğunu düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse, ilkokuldan bir arkadaşım vardı. Lise zamanlarında aramız açılmış ve bir daha konuşmamıştık. Kendisiyle karşılaştığımda dahi benimle konuşmuyordu. Belirli bir zaman sonra arkadaşımı sürekli rüyamda görmeye başladım, her seferinde sarılıp barışıyorduk. Ya da barışmak için bir adım atıyorduk. Ben bu tarz rüyaları yaklaşık iki yıl gördüm ve artık o kadar çok rahatsız hissediyordum ki kendimi, sanırım vicdanım rahat değil konuşmadığımız için diye düşündüm ve arkadaşıma mesaj attım. O gün tek kelime konuşmuş olsak bile ben bir daha arkadaşımı rüyamda görmedim. Sanırım vicdanımı rahatlatınca rüyalarımdan da çıktı.
Bu aralar yine buna benzer bir şeyler yaşıyorum gibi. Tam olarak böyle değil ama işte işin içinde rüya olunca tanım-tarif zor oluyor. 
Bugün ki yazım tamamen içimi dökmek amaçlı yazılmıştır. Ama sizin rüyalar hakkındaki fikirlerinizi, düşüncelerinizi gerçekten çok merak ediyorum. Benim gibi böyle olaylar, rahatsızlıklar yaşayanlar varsa mutlaka konuşmak isterim. Teşekkür ederim şimdiden yorumlarınız için.
Bilinçaltınızla bol anlaşmalı rüyalar dilerim... :)